Akademik Gözden Makine Ve El Halı Sektörü
 
 
Günümüzde tasarım o kadar ön plana çıktı ki cep telefonu tv tekstil de hergün yeni bir model yeni bir tasarım çıkmakta. Tasarım alanında eğitim veren birçok eğitim kurumu


Günümüzde tasarım o kadar ön plana çıktı ki cep telefonu tv tekstil de hergün yeni bir model yeni bir tasarım çıkmakta. Tasarım alanında eğitim veren birçok eğitim kurumu bulunmakta ve bunlardan birisi de Süleyman Demirel Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi. Yetiştirmiş olduğu sanatçılarla kendini kanıtlamış olan fakültenin Geleneksel Türk El Sanatları Bölümü Halı kilim ve Eski Kumaş Desenleri Ana Sanat Dalı eğitimcilerinden, Dekan yardımcısı Yrd. Doç. Dr Filiz Nurhan ÖLMEZ’ le makine dokuması halı, el dokuması halı ve doğal boyamacılık üzerine konuştuk.

Filiz Hanım sizi tanıyabilir miyiz?

1969 Ankara doğumluyum. 1986’da Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Ev Ekonomisi Yüksekokulu’nda başladığım lisans öğrenimimi 1990 yılında tamamladım.

Aynı yıl Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Ev Ekonomisi Yüksekokulu Köy El Sanatları Anabilim Dalı’nda yüksek lisans öğrenimi ile birlikte Araştırma Görevlisi olarak çalışmaya başladım. 1994 yılında Güdül İlçesinde Kadın Giyimi Üzerinde Bir Araştırma başlıklı yüksek lisans tezimi vererek Uzman Araştırma Görelisi ünvanını aldım.

Aynı yıl Ankara Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Ev Ekonomisi Anabilim Dalı’nda doktora öğrenimime başladım. 2000 yılında Niğde İlinde El Dokusu Halıcılık İle Üretilen Halıların Bazı Teknolojik Özellikleri Üzerinde Bir Araştırma başlıklı doktora tezi çalışmasını tamamlayarak Bilim Doktoru ünvanını aldım.

30.07. 2000 tarihinde Süleyman Demirel Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Geleneksel Türk El Sanatları Bölümünde Yard. Doç. Dr ünvanı ile öğretim üyeliğine atandım.

Yöresel ve güncel kadın giyimi, bitkisel boyacılık, mekikli ve kirkitli yöresel dokumalar, köy el sanatları ile ilgili çeşitli kongre ve sempozyumlarda sunulmuş bildirilerim, SSCI, bilimsel ve hakemli dergilerde yayınlanmış derleme ve araştırma makalelerim, görev aldığım ve yürütücülüğünü yaptığım araştırma projelerim, karma ve kişisel sergilerim bulunmaktadır.

Filiz Hanım Ziraat Fakültesi Ev Ekonomisi Yüksek Okulu mezunusunuz. Dokuma üzerine birçok eser ortaya koydunuz ve sergilere katıldınız. Bu yönünüzü nasıl keşfettiniz ve bu alanı neden seçtiniz?

İlk kişisel sergimi 2004 yılında açtım. Dokuma yapmayı özellikle kendi tasarladığım desenleri dokumayı çok seviyorum. Mezun olduğum okul kırsal yöre kadınının kalkınmadaki aktif rolünü artırma bilinciyle eğitim vermektedir. Kırsal yöre kadınının ek gelir sağladığı başlıca uğraş el sanatlarıdır. Onlar, kendi çevresinden kolayca elde edebildiği hammaddeleri el sanatı ürününe dönüştürerek hem ek bir gelir elde etmekte hem de yaşam kalitesini yükseltmeye çalışmaktadırlar. Bu noktada Ziraat Fakültesi Ev Ekonomisi Yüksekokulu Köy El Sanatları Anabilim Dalı öğrencilerine kırsal yöre kadınının bu yaşam biçimini nasıl daha etkili ve verimli bir hale dönüştüreceği yönünde ipuçları verebilecek bir eğitim imkanı sunmaktadır.

Bu eğitimi alan bir kişinin öncelikle söz konusu el sanatının tüm inceliklerini bilmesi gerekir. Dokuma teknikleri de bunlar arasındadır. Düz dokuma ya da kirkitli dokuma olsun, mekikli dokuma olsun, teknik eğitimi, desen eğitimi ile birlikte yürütülür. Yani dokuma tekniği ile desen bir elmanın iki yarısı gibidir, biri olmazsa diğeri olmaz. Tabii bu temel yapıyı destekleyen yan alanlar da vardır, lif teknolojisi, iplik teknolojisi, boyacılık, mevzuat, pazarlama, kooperatifçilik gibi. Bir Köy El Sanatları mezunu tüm bu donanımları alarak meslek hayatına başlar. Ben de böyle bir donanımla mezun olduğumda dokuma ve tasarım yapmanın yanı sıra okuma ve araştırmaya da olan ilgim nedeniyle Araştırma Görevlisi olmayı tercih ettim.

Birçok araştırma ve projeler yaptınız. Bunlardan bahseder misiniz?

Alan araştırmalarımız genellikle belli bir yörede mevcut olan yada önceden yapıldığı bilinen el sanatlarını ortaya çıkarmak, eski ve mevcut örneklerden o el sanatının niteliklerini, karakteristiğini ortaya koymak, yeni örneklerden günümüzdeki durumunu tespit etmek, sürdürülebilirliğini incelemek, arşivleyerek gelecek kuşaklara aktarılmasını sağlamak, unutulmuş olanları gün ışığına çıkarmak, elde edilen bulguları yayınlayarak ilgililerin dikkatine sunmak esasına dayanmaktadır. Bu amaca yönelik, Ankara, Niğde, Kırşehir, Çorum, Antalya, Isparta, Burdur, gibi yörelerin ilçe köylerinde yapılarak yayınlamış bir çok araştırma makalesi ve bildiri hazırlamak imkanı buldum. Ayrıca bitkisel boyacılık konusunda az bilinen bazı boya bitkilerinin bitkisel boyacılığa kazandırılması amacıyla Prof. Dr. Nuran KAYABAŞI ile birlikte yaptığımız ve yayınladığımız çalışmalar vardır. Yine bir araştırma projesiyle double-dyeing, over-dyeing boyama metotları ile tek mordan kullanarak farklı bitkilerle elde edilebilecek renk skalası, haslık dereceleri ve tekstil tasarımında kullanımına yönelik bulgularımı yayınladım. 2006’da tamamlanmış ve Ispartalı halı üreticileri tarafından çok ilgi görmüş bir araştırma projemiz vardı. Bu proje ile Isparta halısının günümüzde tüketiciler tarafından neden tercihe edilmediğini belirleyerek, tüketicilerin ve halıcıların görüşleri doğrultusunda, teknik ve malzeme konusunda bir ortak sonuca vardık.

Ayrıca Isparta Müzesinde bulunan, Isparta kültürünü temsil eden yöresel giysiler, kazılardan ele geçen maddi kültür ögeleri, etnoğrafik malzemeler üzerinde bulunan motifler, halı desen kompozisyonlarına dönüştürülerek yeni tasarımlar ortaya konuldu. Bu tasarımlar önceden belirlenen teknik ve malzeme ile dokunarak Yeni Isparta Halısı adı altında dokunmuş ve halı kullanıcılarının, tüketicilerinbeğenisine unulmuştur. Bu proje iki yıl gibi bir sürede tamamlanmış ve yörede halı sektöründe faaliyet gösteren firmalar tarafından, Isparta halısına yeni bir kimlik kazandıracağı, Isparta halıcılığına yeni bir soluk getireceği gerekçesiyle övgüyle karşılanmıştır.

Güzel Sanatlar Fakültesi’nde hangi dersleri yürütüyorsunuz?

Dokuma Teknikleri I, II, III ve IV dersleri kapsamında halı, kilim, cicim, zili, sumak dokuma teknikleri, Boya Bilgisi ve Uygulaması dersi kapsamında bitkisel boyacılık ve tekstil boyacılığı, Makine Halıcılığı dersi kapsamında makine halısı üretiminde kullanılan makineler, üretim metotları vb. konuları, Halkbilim dersi kapsamında Türk gelenek, görenek ve adetlerini, eski ve yeni uygulamalardan örnekler vererek bilgilendirmeye çalışıyorum.

Bize dünya da ve ülkemizde doğal boyacılık hakkında biraz bilgi verir misiniz?

Tekstil ürünlerini boyama arzusu ilk olarak M.Ö. 5000’lerde dokumanın bulunmasıyla ortaya çıkmıştır. Önceleri çeşitli pigmentler elyaf üzerinde uygulanmış, bunun sürtünme ve yıkama yoluyla kalıcı olmadığı görülünce başka yollar aranmıştır. Tunç çağında 300 kadar bitki ve hayvani hammadde denenmiş, hatta renklerin daha da kalıcı hale gelmesi için ara maddelerle mordanlı boyama usulü bulunmuş ve farklı mordanlar kullanılarak farklı tonlar elde edilmiştir.Mordanlı boyamanın ilk çıkış yerinin M.Ö. 2000 yıllarında Hindistan olduğu tahmin edilmektedir.

Milattan 2000 yıl önce Çinli’lerin, İndigo ve Çin yeşili denilen özel boyalarla ipek dokumaları boyadıkları bilinmektedir. M.Ö. 3000’lere ait bir Çin kaynağında doğal boyalardan söz edilmektedir. Buna dayanarak boyacılıkla ilgili bilgilerin daha eski tarihlerde doğuda geliştirilmiş olduğu kabul edilebilir.

Orta Asya’dan göçlerle Anadolu’ya taşınan doğal boyacılık sanatı, Osmanlılarda en yoğun, en zengin dönemini yaşamıştır. Bursa, İstanbul, Edirne, Tokat, Kayseri, Konya hatta Teselya gibi yöreler boyacılık sanatının geliştiği önemli merkezler olmuştur. Özellikle 9. yüzyılda Bursa’da boyacılığın çok iyi teşkilatlandırıldığı, Bursa’da el dokumacılığının dünyaca meşhur olduğu, İran’dan dahi boyanmak üzere Bursa’ya ipek getirilip boyandıktan sonra tekrar götürüldüğü ve İstanbul’un fethinden sonra da saraya ait keçelerin ve donanmaya ait alay sancaklarının Bursa’da boyandığı Bursa Mahkeme-iŞeriye sicillerinden tespit edilmiştir.

Anadolu’da doğal olarak yetişen bitkiler dışında, özel kurulan boyalık ve cehriliklerde boya bitkileri yetiştirilmiş ve bu bitki zenginliğinden de aynı şekilde boya malzemesi ve renkler üretilmiştir. Kenan Özbel’in, Anadolu’da yaptığı bir araştırmada eskiden kalma bazı boyacılık ve cehriliklere rastladığı ve bitki türü olarak da ceviz (Juglans regia L.), Derici Sumağı (Rhus coriaria), Boyacı sumağı (Cotinus cogygria), Palamut meşesi (Quercus acgilops), Mazı meşesi (Quercus infectoria) gibi boya bitkilerinden faydalanıldığı tespit edilmiştir.

Ülkemiz bitkisel boyacılıkta kullanılabilecek her türlü bitkinin üretimine olanak sağlayacak iklim yapısına sahiptir. Bitkilerden, cinsine ve aksamına göre hemen hemen her rengi elde etmek mümkün olabildiği gibi çeşitli doğal ya da kimyasal mordanlar ile bir rengin farklı tonlarını da elde etmek mümkündür. Boyama sırasında boya banyosuna katılan mordanlar sadece farklı renk tonları elde etmek amacıyla değil, boyamanın kalitesini yükseltmek, boyarmaddenin boyanması istenen materyale bağlanmasını kolaylaştırmak amacıyla da kullanılmaktadır. Doğal mordanlardan bazıları; sirke, turunç suyu, koruk suyu, sığır idrarı, sütleğen sütü, ekmek hamur mayası ve odun külü olarak sayılabilir. Kimyasal mordan olarak en bilinen ve çok kullanılanları ise; bakır sülfat, demir sülfat, alüminyum sülfat ve potasyum sülfat olarak saymak mümkündür.

Ülkemizde doğal boyacılığın gerilemesi sentetik boyaların 1882’de yurdumuza girmesi ve kolayca her tarafa yayılma imkânını bulmasıyla başlamıştır.

Günümüzde bitkisel boyacılık Çin, İran, İspanya, Nepal, Hindistan, Afganistan, Pakistan, İrlanda, İngiltere, İskoçya ve Türkiye’de halen uygulanmakta ve çeşitli metotlar geliştirilip reçeteler üretilerek ilerlemesini sürdürmektedir. Bu metotlardan özellikle double deying ve overdeying metotları demir, bakır, krom gibi ağır metalleri içeren fazla miktarda ve çeşitli kimyasal madde yani mordan kullanılmasını sınırlayan, az bitki materyali ve mordan ile çok geniş bir renk yelpazesi oluşturmayı sağlayan ve yoğun olarak tekstil sanatlarında kullanılan metotlardır.

Bitkisel boyacılık, ekolojik dengeyi etkilemeyen ve doğaya zarar vermeyen bir özellik taşıması nedeniyle de yeniden gündeme gelmiştir. Bitkisel boyaları kullanan sanatçılar ve el dokuması halı-kilim ipliği boyacıları mevcut bitkilerden elde edilen renk paletlerini genişletmek, farklı renkler elde edebilmek, özel reçeteler üretebilmek ve haslık değerlerini yükseltmek amacıyla yeni metotlar ve boyama yöntemleri geliştirilmeye çalışılmaktadırlar. Aynı boyarmaddelerin farklı ülkelerde kullanılması fakat iklimsel ve yerel koşullar nedeniyle farklı renkler ve renk tonları elde edilmesi bir çok araştırmaya konu olmuştur. Ülkemizde bitkisel boyacılık alanında yapılan çalışmalarda ve araştırmalarda daha çok farklı mordanlama yöntemleri ve çok çeşitli mordanlar kullanılarak reçeteler oluşturulduğu dikkati çekmektedir.

Sizin tapestry dokumalarınız var bunlar bazı sergilerde sergileniyor bunları oluştururken yani tasarlarken nelerden yararlanıyorsunuz nelere dikkat ediyorsunuz?

Tasarımlarımın temel kaynağı Anadolu motifleridir. Anadolu el sanatları açısından çok zengin bir hazinedir. Anadolu motiflerinden gerek olduğu gibi gerek soyutlayarak özgün tasarımlar oluşturmakta yaralanıyorum. Bunun yanında çevreyi gözlemleyerek gözlemlerimden çıkardığım sonuçları dokumaya aktarıyorum.

Örneğin halı dokurken kırpıntı ipliklerin yerde oluşturduğu öbek hiç dikkatinizi çekti mi? Birbiri üzerine binmiş, yan yana düzenli ya da karmaşık duran liflerin, o doğal görüntüsünü 10, 50 ya da 100 kat büyütüp desene aktarırsanız çok ilginç sonuçlar elde ediyorsunuz.

Filiz Hanım şu anda makine halı sektörü büyük bir atılım içinde bunun için neler söylersiniz?

Ülkemize ilk makine halısı tezgâhları 1953 yılında getirilmiştir. Fakat makine halıcılığındaki hızlı gelişme 1973’den sonra genel olarak tekstil endüstrisinde kaydedilen gelişmeler paralelinde olmuştur. 1973-74 yıllarında yapılan yatırımlarla Avrupa ülkelerindeki bir çok güçlü firmaya nazaran en yeni makinelerle donatılmış fabrikalar kurulmuştur. Bu tesisler 1977 yılında işletmeye açılabilmiştir. Halı üretimindeki gelişmeler sosyal ve ekonomik koşullar ile moda hareketlerinden etkilenmektedir. Sentetik lifler, tezgâh genişliği ve makinelerin etkinliği Pazar kitlesinin zenginliğini beraberinde getirmiştir. Halı sektörü, 2006 yılının ilk dokuz aylık döneminde 513 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirmiştir. Geçen yılın eş döneminde gerçekleştirilen 456 milyon dolarlık rakam dikkate alındığında dolar bazında %12,6 düzeyinde bir artış olmuştur. Sözkonusu dönemde en fazla makine halısı Suudi Arabistan’a, en fazla el halısı Amerika Birleşik Devletleri’ne ihraç edilmiştir.

El halıcılığı üretimini nasıl değerlendirirsiniz? Sizin tespit ettiğiniz sorunlar nelerdir?

Ülkemizde el dokuması halıcılıkla geçimini sağlayan binlerce aile bulunmakta ve ailelerin tüm bireylerinin iş gücünü değerlendirmeye yönelik bir aile sanatı halinde yürütülmektedir. Bu nedenle el dokuması halıcılık nüfusumuzun büyük bir çoğunluğunu oluşturan kadın iş gücünün aktif hale getirilmesinde önemli rol oynayan, sosyo-ekonomik yapımıza uygun düşen ve ülke kalkınma politikasında küçümsenmeyecek derecede etkinliği olan bir el sanatıdır. Ülkemizde el halıcılığının sorunları,

üretimin kontrol edilememesi, dokumada belli standartların olmaması, malzeme kalitesinin düşmesi, köyden kente yapılan göçler, bu göçler nedeniyle apartman tipi konut yaşamının yaygınlaşması ile birlikte ev üretiminin devamlılığının sağlanamamış olması, farklı sanayi kollarının gelişmesi, köylerde eğitim düzeyinin artması,

tüketicilerin daha çok makine halısına yönelmesi, kadın nüfusun eğitim düzeyinin yükselmesi, çalışma alanlarının çeşitlenmesi, halıcılık konusunda bilimsel araştırmaların ve destekleyici programların yeterli olmaması şeklinde özetlenebilir.

Bu sorunların çözümleri için neler yapılması gerekmektedir?

İhracatımızın artırılması için; iplik, boya, renk ve desen yönünden orijinal, otantik ve birinci kalite ürünlerin ihracata sunulması gerekmektedir. Bunun yanında tanıtım ve pazarlama çalışmalarına öncelik vererek, dünyadaki önemli halı fuar ve sergilerine katılmak halıcılığımızın geliştirilebilmesi açısından önemlidir

Bunun için gerekli organizasyonları kurmak, dış pazar isteklerini saptamak, eksiklikleri gidermek, üretim koşullarını, tekniklerini, kısaca iç pazarda halıcılığımızın durumunu bilmek, amaca yönelik koşulları saptamak oldukça önemli görülmektedir.

El dokuma halı sektöründe, maliyetler üzerinde işçiliğin etkisi oldukça fazladır. Bu sektör, Türkiye ucuz iş gücü avantajı yakalayabildiği sürece, AB içerisinde gelecek vaat eden bir sektör olacaktır. Halı ipliği üreticilerinin örgütlü bir kurum çatısı altında toplanarak hem kaliteli hem de ucuz iplik üretmek amacıyla güçlerini birleştirmeleri, hammadde sorununun aşılmasında önemli bir aşama olacaktır. İplik kalitesi konusuna gerekli önemin verilmemesi Türk halıcılığına kötü etki yapmaktadır.

Özellikle AB ülkeleri ile Uzak Doğu ülkelerinde Türk halılarının tanıtımı ve reklamı yapılmalıdır. Benzer kaliteyi Türk halılarından daha ucuza ihraç eden ülkelerden Türkiye’ye el halısı ithal edilmektedir. Çin, Nepal ve İran halılarının Türk pazarına girişine kısıtlama getirilmelidir.

Dünya’da halı en çok kullanılan yer kaplaması olmasına rağmen parke, ahşap döşeme, lamine, vinil gibi diğer zemin kaplamalarına olan talebin artması nedeniyle son yıllarda halıya olan talep azalmıştır. Özelikle sıcak iklime sahip bölgelerde halı talebinde önemli azalmalar gözlenmektedir.

El halısı ve kilim genellikle refah seviyesi yüksek batılı ülkeler tarafından ithal edilmektedir. Bu ülkelerde el halısı ve kilim üretimi olmadığından ithalat genellikle el halısı ve kilim üretim merkezleri olan İran, Çin, Pakistan, Türkiye, Nepal gibi ülkelerden yapılmaktadır. Dünya’da en çok el halısı ve kilim ithal eden ülkeler sırasıyla: ABD, Almanya, Japonya, İtalya, İngiltere ve Fransa’dır. Dünya el halısı ihracatının %70’i İran ve Çin tarafından yapılmaktadır. Türkiye dünya el halısı ihracatında %10’luk dilimin içerisindedir. Dünya el halısı ihracatında Asya ülkeleri lider konumundadır.

Bu gün küreselleşmenin ulaştığı noktada, patenti olmayan Türk halıları rakip ülkelerde taklit edilmektedir. Ülkemiz de bile Hereke’de Hereke halısı üretiminin çeşitli nedenlerle azalması sonucu, Diyarbakır Hereke’si, Niğde Hereke’si, Niksar Herekesi gibi kavramlar ortaya çıkarmakta, Çin’de bile Hereke halısı üretildiği bilinmekte, taklitleri Pakistan ve Hindistan’da çok yaygın olarak üretilmektedir. Bursa ve Antakya eskiden ipek üretiminin merkezi iken günümüzde bazı Türk halıları ithal ipekle dokunmakta, Yeni Zelanda’dan ithal edilen yün Türk halısına girebilmektedir ve Yeni Zelanda yünü kullanılması kaliteyi çağrıştırdığı için tüketici bu tür halıları tercih etmektedir. Bu da 55 milyon baş koyun varlığı olan ülkemizde, halı ipliği üretimimize vurulan ağır darbelerden biridir.

Ülkemizde el dokuması halıcılık konusunda yapılmış bir çok araştırma bulunmaktadır. Bunlar içinde halıcılığın örgütleme durumu, el dokuması halıların teknolojik özellikleri, kalite faktörleri, dokuyucuların sağlık. sosyal ve ekonomik durumlarını, çalışma ortamlarını, kullanılan araç ve gereçleri üzerinde orijinal ve bilimsel araştırmaların azlığı dikkati çekmektedir.

Türk halılarının renk, desen ve motif özelliklerinin yanında bu görsel ögeleri destekleyen alt yapı unsurlarına da derinlemesine değinilmelidir.

Filiz Hanım son olarak eklemek istediğiniz bir şeyler var mı?

Halıcılık sektörünün gelişmesinde Üniversitelerin ilgili bölümlerinden mezun olan öğrencilerin önemli rolü olacağı kanısındayım. Halıcılıkla uğraşan firmaların istihdamda bu hususu göz önünde bulundurmaları gerekmektedir. Bu durum hem firmalara yeni ufuklar açacak hem de işsizlik sorunun çözümüne katkı sağlayacaktır. Teşekkür ederim.

Size çok teşekkür ederim hocam çalışmalarınızda başarılar dilerim.

Röportaj: Abdullah TOMBUL

MAİL: marketing@carpetrium.com

Güncellenme: 15/05/2008   
12680  Kez Okundu   
Kategoriyle ilgili diğer haberler
Yorum ekle    |
Toplam 0 Yorum

Habere ait yorum bulunmuyor.
 
  Son Eklenen
 
Halı İhracatının 6 Aylık Perfo ...
Halı Sektöründe 2015 Ocak-Haziran İhracat rakamları baz alındığında ...
Temmuz Ayı İhracat Rakamları A ...
Temmuz ayında ihracat 10,8 milyar dolar olarak gerçekleşti. ...
Dolarda Yükseliş Devam Edecek ...
SPK Beklenti Anketini açıklandı SPK'nın Temmuz ayı beklenti anketine ...
Bayramınız Kutlu Olsun.. ...
İş Ortaklarımızın ve Takipçi Dostlarımızın Bayramlarını Kutlar, Sağlık ...
Confetti'den Cami Halıları ...
CONFETTI’DEN CAMİ HALILARI İÇİN YENİ MARKA: ÇELEBİZADE. Türkiye’nin banyo ...
Türkiye’de İnovatif Ürünlerin ...
Türkiye’de hızlı bir şekilde gelişen halı sektörünün, en ...
Mustafa Yücel “Flora Hal ...
Flora Halı olarak ‘2 yıl gül kokusu garantili ...
Kühnel “Sektör Profesyon ...
Hannover Messe İstanbul Genel Müdürü Alexander Kühnel 2. ...
Hattın Öteki Ucundaki Çocuk ...
Çalışmalarına bakar bakmaz doğanın renklerinin egemen olduğu bir ...
Halı Üretimi Yapmadan 6 Milyon ...
Baba mesleğinde inat eden Elbistanlı Mustafa Köker, Türkiye, ...
Hangi Ülkede, Nasıl Toplantı Y ...
Toplantılar, iş hayatında en önemli zamanlardan biridir… Amerikalı ...
Fuar ölmedi, sağ olasın intern ...
Sohbetimize katılan dostlarımız hatırlayacaktır, birkaç yıl önce "Fuar ...
İşletmelerde Hile Denetimi ...
Bir kişinin ya da bir kurumun varlığını kanuni ...
Trendler nasıl belirleniyor? ...
Trend kelime anlamıyla belirli değişkenler kümesinin aynı doğrultuda ...
2023'e Strateji yapmak çok güz ...
Resmi Gazete ara sıra heyecan verici haberlere vesile ...
  Hali Modelleri
Dinarsu Halı 2014
Pierre Cardin Halı 2014
Padişah Halı 2014
İstikbal Halı 2014
Bahariye Halı 2014
Atlantik Halı 2014
Angora Halı 2014
Merinos Halı 2014
Festival Halı 2014
  Koleksiyon Tanitimlari
Atlas Halı "Hare" Koleksiyonu ...
Atlas Halı’nın son zamanlarda yaptığı en büyük yenilik, ...
Angora Halı ...
Angora Halı ;evlerinizi şıklık yarışında öne çıkaracak fırsatlar ...
Sanat Halı "Seramoni" Koleksiy ...
Halı tasarım çalışmalarındaki hayal gücü ve farklı tasarımlar ...
Saray Halı Simin Koleksiyonu ...
Saray Halı tüm faaliyet alanlarında uygun ve başarılı ...
Merinos Klasik Kolleksiyonu ...
Merinos Halı klasik modellerini sizlerin beğenisine sunuyor. Göz ...

© Copyright 2014 CARPETRIUM

info@carpetrium.com

Powered By
Index Tasarim